Aksaray Türküleri - Bey Mustafa Türküsü 3

Bu sayfada Aksaray yöresine ait Bey Mustafa Türküsü 3 türküsünün sözleri bulunmaktadır.

Türkü Sözü

(Mustafa)
Hasan Dağı bu dağların yücesi
Peşimizde insanların cücesi
Çözülmüyor aşk bahrinin hecesi
Yeşil gözlüm hasret fazla sürmesin

(Kız)
Yeşil orman kekliklerin düneği
Arap atı sevdiğimin bineği
Kale gibi Taşpınarda konağı
Kara gözlüm hasret fazla sürmesin

(Mustafa)
Kıratıma binip martinimi alınca
Kınalı ceylanın kayadaki yolunca
Dağ lalesi yaylalarda solunca
Yeşil gözlüm hasret fazla sürmesin

(Kız)
Sürülerin kaplamış ovaları dağları
Namını bilirler Anadolu beyleri
Gönül ferman bilmez yırtar ağları
Kara gözlüm hasret fazla sürmesin

(Mustafa)
Bursa Konya Engür bizim yolumuz
Ele bakar Niğde bizim kolumuz
Anam yoktur nice olur halimiz
Suna boylum hasret fazla sürmesin

(Kız)
Turnalar geçiyor çöllere doğru
Her ana doğurmaz sen gibi yavru
Düşmanın çok olur korusun Tanrı
Kara gözlüm hasret fazla sürmesin

(Mustafa)
Kıratımla ulaştığım yerlerde
Destan oldum bağrı yanık dillerde
Gözüm vardır yen-açılan güllerde
Suna boylum hasret fazla sürmesin

(Kız)
Yiğitlik zorcadır sürdürmez eller
Araya girerler kahbe deniler
Bir şey olur mezarcığım iniler
Kulaç kollum hasret fazla sürmesin

(Mustafa)
(...)
(...)
(...)
(...)

(Kız)
Yaylalara bakar Uzartık'ın çeşmesi
Gönül tutuşturur aşıkların koşması
Canlar yakar yiğitlerin düşmesi
Kara gözlüm hasret fazla sürmesin

Türkünün Hikayesi

(Devamını Göster) Aksaray ili, Taşpınar köyünün ileri gelenlerinden Ahmet Ağa, kapısında sürüleri yayılan, zengin, yörede hatırı sayılan bir kişi idi. Oğlu Mustafa, iyi ata binen, pehlivan yapılı, yiğit, cesur bir delikanlıdır. Bir sonbahar günü İstanbul'a kasaplık sürü götürmüş, koyunları satıp paraları heybeye doldurduğunu gören bazı kişiler, Mustafa'nın yoluna tuzak kurmuşlar, çıkan çatışmada Mustafa, yanındaki çobanlarla birlikte soyguncuları analarından doğduklarına bin pişman etmiş, kaçanların ardısıra Mustafa "Yozlarımı sattım bir heybe sarı lira ile köyüme dönüyorum, göbeğinde atan varsa yoluma çıksın." diye bağırmayı da ihmal etmemiştir. Atına atlayıp köyüne dönen Mustafa, yöredeki Çerkezlerle arkadaşlık kurmuş, eşkıyalığa başlamış, o günden sonra adı "Çerkez Mustafa, Eşkıya Mustafa, Bey Mustafa" olarak anılmıştır. Mustafa ve arkadaşları, Kızılırmak üzerindeki Kesikköprüde geçen yolcu ve kervanları defalarca soymuşlar. Köprünün doğusundaki taşlı derede hükümet kuvvetleriyle çatışmaya girerek, bir müfrezeyi yaralamışlardı. Yakalanıp Kırşehir'de birkaç ay hapis yatan Mustafa, Çerkezlerle anlaşmazlığa düşmüş, onlardan ayrılıp köyüne dönmüştür. Bir düğün dönüşü Uzartık çeşmesinde atını sularken, burada su dolduran Tokrazlı köyünde bir kızı görüp aşık olmuş, kimin nesi olduğunu sormuş. Kızın adı Urhuya (Rukiye) imiş. Kız başka birisine sözlü olmasına rağmen, o da Mustafa'ya aşık olmuş. Aşağıdaki mısralar, Urhuya tarafından söylenmiştir: Mustafa'mın kekilleri gıvrışır Delikanlılar Mustafa'yla yarışır Gel kaçalım kardeşlerim barışır Alnı top kekilli civan Mustafa'm Açar bakar kapaklıca aynası Mustafa'm da bu yerlerin ayvası Tenasip yaratmış onu Mevlası Hasretine dayanamam Mustafa'm Taşpınar'da gece yanar çıralar Hiç aman vermiyor dini karalar Varam gidem geçilmiyor dereler (...) burda al Mustafa'm Geceleri yatamıyom meraktan Çulha şalvar zıbın durur bacaktan Saramadım kuluncundan kucaktan Aşkın beni del-ediyor Mustafa'm İbrişimde sarığının sırması Sicim gibi bıyığının burması Ne zor imiş hasiretlik çekmesi Iratma yolları tez gel Mustafa'm Bir müddet sonra Mustafa kızı kaçırır. Kızın akrabalarının kalabalık olmasından çekinen Mustafa, Urhuya'yı kızkardeşinin evine götürür. Araya komşular girer. İki taraf anlaşırlar ve iki aşığın nikahları kıyılır. Mustafa'nın üvey anaları Urhuya'ya rahat vermezler. Mustafa'nın evde olmadığı bir gün kardeşleri Urhuya'yı ağlayarak Tokarız'a baba evine götürürler. Bir müddet sonra Urhuya Mustafa'ya gelip beni alsın diye gizlice haber gönderir. Mustafa yanına iki arkadaşını alıp Tokarız köyüne gider. İki arkadaşı köyün çıkışında beklerken, Mustafa Urhuya'yı almak için sözleştikleri yere varır. Haberdar olan Urhuya'nın kardeşleri ve yakınları, Urhuya'yı bir eve kilitleyip bir erkeğe kadın elbisesi giydirirler, kendileri de pusuya yatarlar. Kadın kılığına giren adamı gece karanlığından Urhuya zanneden Mustafa'yı yakalayan kadının kardeşleri, Mustafa'yı götürüp ıssız bir yerde öldüresiye döverler. Öldüğü kanısına varıp ölüsünü yakmak isterler. İçlerinden birisi karşı çıktığı için vazgeçerler. Ertesi sabah çift sürmeye giden köylüler, onu alkanlar içinde ağır yaralı bulur. Başından ayrılmayan atını da alıp köyüne getirirler. O günün şartları içinde tedavi etmeye çalışırlar. Aldığı yaraların iyi olmaması sonucu Mustafa ölür. Mustafa'nın ölümünü duyan Urhuya da köyün altındaki bir ağaca kendisini asar. Mustafa'yı öldürenler yakalanır, sürülür, onlar da ailece perişan olurlar. 1875'li yıllarda olduğu söylenen bu olay, yörede büyük üzüntüye neden olmuştur. Halk bu olaya ağıtlar yakarak düğünlerde, toplantılarda "Bey Mustafa" türküsünü dile getirirler. Ortaköylü mahalli sanatçı Aşık Kör Mustafa'nın sazı ile çalıp söylediği Bey Mustafa Türküsü: Çamur tutmaz Tokarız'ın bayırı Yaz gelince göğermez mi çayırı Sana derim insanların gavuru Alınan avladı düşmanlar bizi Evde çıktım bir ceran'ın avına Zalim düşman sen getirdin oyuna Buna da can derler kafir sen kıyma Alınan avladı düşmanlar bizi Bineydim kır atımın üstüne Alayıdım martinimi destime Geleyidin zalim düşman üstüme Alınan avladı düşmanlar bizi Tava tava ilacımı pişirin Etlerimi lime lime deşirin Belki ölmem bir tabibe düşürün Alınan avladı düşmanlar bizi Kestiler dizimi al kanım akar Oydular gözümü kolumu kırar Şu benim halim cihanı yakar Alınan avladı düşmanlar bizi Koyaklarda kar kalmadı eridi Düşmanlar da kol kol oldu yürüdü Bey Mustafa'm şu illerde bir idi Alınan avladı düşmanlar bizi Gecenin yarısı tüfek atılır Bey Mustafam kavgalara tutulur Zalim düşmanlardan nasıl kurtulur Alınan avladı düşmanlar bizi Geceleyin bu iş geldi başıma Kafir düşmanlar da düşmüş peşime Felek ağu kattı tatlı aşıma Alınan avladı düşmanlar bizi Haçça (Hatice) bacım al atımı bağlasın Atım kişnedikçe babam ağlasın Analığın oğlu var beni neylesin Alınan avladı düşmanlar bizi Ak odama çıktım inemez oldum Sağıma soluma dönemez oldum Çuha şalvarımı giyemez oldum Alınan avladı düşmanlar bizi Çok sık biter Taşpınar'ın ormanı Düşmanlarım yaman yazmış fermanı Kalkamıyom yok dizimin dermanı Alınan avladı düşmanlar bizi Kadir Mevlam bana olsun duacı Ağıl ağıl satılmamış öğeci Kırk kama yedim de zehirden acı Alınan avladı düşmanlar bizi İbrahim Hakkı Konyalı'nın "Âbideleri ve Kitabeleri İle Niğde, Aksaray ve Ortaköy Tarihi" adlı eserinin üçüncü cildinin 3043-3044 sayfasında yayımladığı Oğuz Demir Tüzün'ün Bey Mustafa Türküsü: (Mustafa) Hasan Dağı bu dağların yücesi Peşimizde insanların cücesi Çözülmüyor aşk bahrinin hecesi Yeşil gözlüm hasret fazla sürmesin (Kız) Yeşil orman kekliklerin düneği Arap atı sevdiğimin bineği Kale gibi Taşpınarda konağı Kara gözlüm hasret fazla sürmesin (Mustafa) Kıratıma binip martinimi alınca Kınalı ceylanın kayadaki yolunca Dağ lalesi yaylalarda solunca Yeşil gözlüm hasret fazla sürmesin (Kız) Sürülerin kaplamış ovaları dağları Namını bilirler Anadolu beyleri Gönül ferman bilmez yırtar ağları Kara gözlüm hasret fazla sürmesin (Mustafa) Bursa Konya Engür bizim yolumuz Ele bakar Niğde bizim kolumuz Anam yoktur nice olur halimiz Suna boylum hasret fazla sürmesin (Kız) Turnalar geçiyor çöllere doğru Her ana doğurmaz sen gibi yavru Düşmanın çok olur korusun Tanrı Kara gözlüm hasret fazla sürmesin (Mustafa) Kıratımla ulaştığım yerlerde Destan oldum bağrı yanık dillerde Gözüm vardır yen-açılan güllerde Suna boylum hasret fazla sürmesin (Kız) Yiğitlik zorcadır sürdürmez eller Araya girerler kahbe deniler Bir şey olur mezarcığım iniler Kulaç kollum hasret fazla sürmesin (...) (Kız) Yaylalara bakar Uzartık'ın çeşmesi Gönül tutuşturur aşıkların koşması Canlar yakar yiğitlerin düşmesi Kara gözlüm hasret fazla sürmesin Kaynak: Vakıa ve Destan, nr. 27/3; a.g.e. 27/4; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, Destanları, Ağıtları - Baki Yaşa Altınok, Oba Yayıncılık, Mayıs - 2003, Ankara, s.118-119-120-121-122-123; İbrahim Hakkı Konyalı, Âbideleri ve Kitabeleri ile Niğde, Aksaray Tarihi ve Ortaköy Tarihi, 1975, C. 3. s. 3040, 3041; Vakıa ve Destan, nr. 27/4

Sayfa Bilgisi

Kaynak Kişi:
Oğuz Demir Tüzün
Sayfa Gösterimi:
1819
Oylama:
5.0 (3 kişi oyladı)
Oy Ver:

Yorum Yaz

Adınız:
E-Mail:
Mesajınız:
Doğrulama:
Güvenlik Kodu
 

Aksaray Türküleri

Daha Fazla Türkü Sözü

Türküye Göre

A, B, C-Ç, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S, T, U-Ü, V, Y, Z

Yöreye Göre

A, B, C-Ç, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S, T, U-Ü, V, Y, Z

Sitemizde ücretsiz-bedava mp3 download linkleri bulunmamaktadır.
Internetten MP3 indirmek yerine sanatçıların albümlerini satın alarak onlara destek olunuz.
Siteye şarkı sözü eklemek için bizimle iletişime geçebilirsiniz...

© 2014 - 2021 Türkü Sitesi bir Web Sitesi projesidir.